İyi bir yaşam, iyi bir meslekle; iyi bir meslek de iyi bir eğitimle mümkün. Bu yolun ilk büyük yol ayrımlarından biri, temel eğitimden ortaöğretime geçiş. Türkiye’de bu geçiş için LGS, OKS, SBS ve TEOG gibi birçok sistem denendi. Bu yazıda sınav sistemlerinin ortak sorunlarına ve bir LGS kursunun bu sorunlara nasıl yaklaşması gerektiğine bakıyoruz.
Liseye geçiş sınavlarına yönelik eleştirilerin başında, öğrencinin bütün emeğinin tek bir sınav sonucuna indirgenmesi geliyor. Sınav sonucu, yalnızca öğrencinin puanının istediği okula yetip yetmediğine bakılarak değerlendiriliyor; sınavdan önceki bir yıllık eğitim süreciyle birlikte bir bütün olarak ele alınmıyor.
Bu durum, eğitim sürecinin en önemli halkalarından biri olan ölçme ve değerlendirmenin gerçek anlamını kaybetmesine yol açıyor. Ölçme, öğrencinin nerede olduğunu göstermek ve öğretimi buna göre yönlendirmek için yapılmalı; sadece bir eleme aracı olarak değil.
Bilimin her alanındaki gelişmeler, o alana özgü ölçme yöntemlerinin bulunmasıyla mümkün oldu. Eğitimde de durum farklı değil. Öğrencinin bir konuyu öğrenip öğrenmediğini ölçmeden, öğretimin işe yarayıp yaramadığını bilmek mümkün değil.
Sürekli olmalı. Yılda birkaç büyük deneme yerine, düzenli aralıklarla yapılan küçük tarama testleri ve denemeler.
Geri bildirim vermeli. Her ölçmenin sonunda öğrenci neyi bilip neyi bilmediğini görmeli.
Öğretimi yönlendirmeli. Ölçme sonuçları, bir sonraki haftanın programını belirlemeli. Eksik çıkan konu tekrar edilmeli.
Kaygıyı azaltmalı. Düzenli ölçme, öğrencinin sınav ortamına alışmasını sağlıyor; böylece asıl sınav, alışılmış bir provaya dönüşüyor.
Kurumumuzda LGS öğrencileri seviye tespit sınavıyla başlıyor. Yıl boyunca konu tarama testleri, kurum içi denemeler ve Türkiye geneli denemelerle düzenli olarak ölçülüyor. Her ölçmenin ardından sonuçlar öğrenciyle ve veliyle paylaşılıyor, çalışma planı güncelleniyor.
Kurs içindeki sınavların ayrıntılarını seviye tespit sınavı yazımızda, LGS programımızı Ankara LGS hazırlık programı yazımızda anlattık.