Bir dersin iyi geçip geçmediğini, öğretmenin ne kadar anlattığından çok, öğrencinin ne kadar öğrendiği belirliyor. Etkin öğretim, tam da bu noktaya odaklanıyor: Öğrenciyi dinleyici olmaktan çıkarıp öğrenmenin içine almak. Kızılay ve Demetevler’deki derslerimizde uyguladığımız ilkeleri paylaşıyoruz.
Kırk dakika boyunca yalnızca dinleyen bir öğrencinin dikkati yirminci dakikada dağılmaya başlıyor. Derslerimizde konu anlatımını kısa bölümlere ayırıyor, aralara soru çözümü, kısa tartışmalar ve öğrencinin tahtaya kalktığı anlar yerleştiriyoruz.
Öğrenci bir soruyu yanlış çözdüğünde, bunu bir hafta sonra deneme sonucunda değil, o an öğrenmeli. Küçük sınıflarda öğretmen öğrencinin defterine bakabiliyor, yanlışı yerinde düzeltebiliyor.
Seviye tespitiyle öğrencileri benzer seviyedeki gruplara ayırıyoruz. Temeli zayıf bir öğrenciyle konuyu bitirmiş bir öğrenci aynı sınıfta oturduğunda ikisi de verim alamıyor.
Bir konu tam öğrenilmeden bir sonrakine geçmek, eksiklerin birikmesine yol açıyor. Ödev kontrolü ve kısa testlerle her konunun öğrenilip öğrenilmediğini kontrol ediyor, eksik kalan konuları etüt saatlerinde kapatıyoruz.
Formül ve kural ezberletmek yerine, konunun nereden geldiğini ve nerede kullanıldığını göstermeye çalışıyoruz. Anlamlı hale gelen bilgi daha kalıcı oluyor.
Öğrenilen bilgi birkaç gün içinde büyük ölçüde unutuluyor. Haftalık ve aylık tekrar programları, denemeler ve tarama testleriyle bilgiyi taze tutuyoruz.
Kaygılı ya da motivasyonu düşük bir öğrenci, en iyi anlatılan dersten bile verim alamıyor. Rehberlik görüşmeleri ve koçlukla öğrencinin duygusal durumunu da takip ediyoruz.
Derse hazırlıklı gelmek, soru sormaktan çekinmemek ve dersten sonra kısa bir tekrar yapmak, etkin öğretimin öğrenci tarafındaki karşılığı. Bu konuda derste verimli olmak yazımız size yardımcı olabilir.